Bu şarkılardan biri 'bu seni anlatıyor' denerek sabahın 5'inde mailime düştü. Birini evden uzaktayken çok dinledim ve ağladım. Biri yorgun iş çıkışlarında vapurda, otobüste müzikçalarımda tekrar tekrar döndü. Biri 16 yaşımın kasvetli yazına eşlik etti. Birini konserde çalmaya başladıklarında aklım yerinden uçtu.
İpuçlarını verdim. Kafanızı yoracak şey arıyorsanız, hangi şarkının hangi tanıma uyduğunu düşünebilirsiniz.
Uzun zamandır bir takım işlere daldığımdan Daily Radio'yu ihmal ettim. Başında yapmak istediğim şeyden çok uzaklaştım. Arayı kapatmak, bu blogun adının hakkını vermek niyetindeyim. Sahalara dönüş listesini aşağıda bulabilirsiniz, iyi dinlemeler!
Bu sabah "spray" tabir edilen biçimde bir yağmur yağıyordu ve ben gıpgri bir İstanbul sabahında trafikte "artık bahar gelse" diye düşünüyordum. O sırada müzikçalarımın kulaklığından "Ocean Spray"in ilk notaları duyuldu, sonra da gerisi geldi. İşte o gerisi, aşağıda.
Tarih 3 Ocak 2010. Eğer bir radyo programı yapıyor olsaymışım, bu akşam için aşağıdaki şarkıları çalarmışım. Karda usul usul yürürken dinlenecek cinsten, anlarsınız ya...
Bazen bir günün nasıl biteceğini anlamak için ille o günü yaşamanız gerekmez. Örneğin, güne Nico dinleyerek başlarsınız ve bilirsiniz ki, o gün artık "iç kanırtan" şarkıların günüdür. Ya bir duvarın önündesinizdir, ya da iki duvarın tam arasında.
Bugün benim için o günlerden biri. Ondan listemin adı "Duvara Karşı".
Bazen sabahları aklımda bir şarkıyla uyanıyorum. Sonra yolda yürürken aklıma bir başkası geliyor. Çalışırken, eve dönerken, evde gözümü tavana dikmiş bakarken ...
Bu blogda ben değil, her gün seçeceğim şarkılar konuşacak. Mesela bu gece, yani tarih söylemek gerekirse 24 Aralık 2009'da şöyle bir müzik seçkisi eşlik etmekte bana: